Menü
Hesabım
Şifremi Unuttum
Kayıt Ol

Hapishanenin Doğuşu

ISBN : 9786053148210
Stokta Var Stokta Var
Kitapbulan Fiyatı:
360,00 TL
Öne Çıkan Bilgiler:

“Ceza infaz kampüsü”, “denetimli serbestlik”, “elektronik kelepçe”, “mülteci kampları”, “yurtdışı çıkış yasağı” gibi cezai ve siyasi aygıtlar her geçen gün gündelik hayatımızın daha büyük bir parçasına dönüşüyor. Teknolojik ilerlemelerin bilgiyi demokratikleştirme vaadi unutuluşa terk edilip gözetlemenin yeni yollarını bulmak üzere seferber ediliyor. Sadece tehdit ile tehlike mefhumları değil, cezalandırma pratikleri de muğlaklaşıyor. İşte bütün bu gelişmeler, Michel Foucault’nun elli yılı deviren klasik eserini yeniden okumaya “davet ediyor” bizi.
Foucault, Batı’da cezala

Tür : Genel
Sayfa Sayısı : 352
Cilt Tipi : Ciltsiz
Yayın Tarihi : 4/2026
Boyut : 13.5 x 21.5
Kağıt Tipi : 2. Hamur
ISBN Numarası : 9786053148210
Dil :
Daha Fazla Genel
Marka Adı: Ayrıntı Yayınları
Beğen
08.04.2026 tarihine kadar kargoda

Tükendi

Gelince Haber Ver
Listeye Ekle
Tavsiye Et Tavsiye Et
Yorum Yap Yorum Yap
Fiyat Alarmı Fiyat Alarmı

“Ceza infaz kampüsü”, “denetimli serbestlik”, “elektronik kelepçe”, “mülteci kampları”, “yurtdışı çıkış yasağı” gibi cezai ve siyasi aygıtlar her geçen gün gündelik hayatımızın daha büyük bir parçasına dönüşüyor. Teknolojik ilerlemelerin bilgiyi demokratikleştirme vaadi unutuluşa terk edilip gözetlemenin yeni yollarını bulmak üzere seferber ediliyor. Sadece tehdit ile tehlike mefhumları değil, cezalandırma pratikleri de muğlaklaşıyor. İşte bütün bu gelişmeler, Michel Foucault’nun elli yılı deviren klasik eserini yeniden okumaya “davet ediyor” bizi.
Foucault, Batı’da cezalandırma pratiklerinin değişmesiyle ortaya çıkan hapishane kurumunun titiz bir tarihini yapıyor. Bunun için de cezalandırmanın bir ibret vesikası olmaktan çıkarılıp güya medenileştirildiği, hatta suçun “doğru anlaşılması” ve suçlunun “ıslah edilebilmesi” için hukuk, mimari, kriminoloji ve psikoloji gibi bilgi alanlarının yardıma çağrıldığı bu sürecin en karanlık dehlizlerine ışık tutuyor. Kendisini düzen ve ıslah iddiasıyla meşrulaştıran hapishane kurumunun sürekli reforma ihtiyaç duymasının ve siyasi işlevlerini hasıraltı etmeye çalışmasının aslında başarısızlığının bir itirafı olduğunu öne sürüyor. Nihayetinde de hapishaneyi neden salt fiziksel bir kapatma kurumu olarak düşünmememiz gerektiğini, kapatma ile kapitalizmin göbekbağını gözler önüne sererek açıklıyor.
Yepyeni bir çeviriyle yayımladığımız bu klasik yapıtın okunup tartışılmasının aciliyeti her geçen gün artıyor. Tabii Foucault’nun o meşhur cümlesini aklımızdan hiç çıkarmadan: “Hapishanelerin fabrikalara, okullara, kışlalara, hastanelere benzemesinde şaşılacak bir şey var mı?”

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.